bu başlık olmadı sanki

Bu kadar dağınık bir düzende herşeyin yolunda gittiğinde bir sorun olduğunu düşünüyor beynim. Düşünmek istiyor. İzin veriyorum. Ona göre hareket ediyor ona göre devam ediyorum.

Bir süredir seyirciyim tumblr’a karşı oturup izliyorum. Bu insanlar neler düşünüyor neler okuyor neler izliyor neler dinliyor nasıl davranıyorlar.. 

Aradan fuckbuddy’si olduğu için sevinenden tutun sadece hayatını neşeli hale getirebilmek için bir sürü fotoğraf paylaşan insana kadar bir sürü kişiyi izliyorum.

Bu postu aslında istanbul için ayırmak istemiyordum. Aslında istanbul içinde birşeyler karalıyıcaktım. Kafamdaki sırada yerleri tersti ama önce bunu yaptığım için iç içe girdiler sanırım.

Bazen bir seyirci olmaktan zevk alıyorum tumblr. İstanbula gittim. Öyle birbirinden alaksız insanlarla, bir birinden alakasız ilişkiler içerisine girdim çıktım ki izmire döndüğümde kendime gelmem vakit aldı.

İstanbulda günlerce yollarda yalnız başıma yürümeyi tercih ettim. Yanımda biri olsa o anki seyrimi mahvedebilirdi. İnsanları inceledim inceledim inceledim inceledim inceledim. belki siz inceledimleri okumaktan sıkıldınız ama ben bunun beşbin katını izlemek üzerine yaptım. Neden sorusu kafalarda dönüyor olabilir cevap bulamayacak bir soru bu.. İzledikçe izledim. Onları dinledim. Hikayelerini hissettim. Kendilerinin yerine koydum. Bazısını anlayamadım bazısını o kadar çok anladım ki korkup uzaklaştım. Bazısına gözüm doldu bazısınada çaresizliğin dibine vurdum.

İstanbul bana göre olmadığını gene fark ettim. O kadar komik ki.. Gözümde büyüttüğüm ajansların bir kaçına gittim. İnsanlarını gördüm. Öyle masum pembe hayaller kurmuşum ki gördüğüm çirkinlik keyfimi bozdu.. Sonra insanların neden bozulduğunu anlamaya çalıştım.

İstanbul hızlı! yo değil. istanbul gayet yavaş. bu sefer bom boş kafamla gittim istanbulun aslında o kadar eski ve hantal olduğunu köşe bucak gezerek hisssetmeye çalıştım. Hissettimde.. Cem yılmazın ananıskicem sen mi büyüksün benmi büyüğüm diyen adamın isyanınıda anladım. Bizzat gördüm öylesinin olduğunu.. Ama bunu üzerine sadece düşündüm ve hissettim.. 
Aslında istanbul hızlı değildi.. İstanbul yavaştı.. insanlar onu sürekli itip kakarak hızlandırmaya çalışıyor kendilerini yoruyorlar.. sürekli endişe.. sitres gerginlik.. yaşlarından daha yaşlı görünmelerine sebep olan onlarca anlamsız sebepler..

İstanbula gönderdiğim insanları gezdim tumblr.. İnanırmısın bir tanesinin de sinirleri eskisi gibi değil.. Her biri bambaşka insan olmuş gözleri dönmüş şekildeler.. Bazısı anlayamadığım şekilde american dream kafalarına girmişler.. Sürekli ve sürekli kendilerini bir yalan inandırıyorlar.. Durum inandıkları yalanın dışına cıktığında yok bu sefer onada yeni bir kılıf uydurup o hayatı yaşamaya zorluyorlar.. Sürekli yetişmeleri gereken bir yer, birileri var.. Hep 15-20dk uzaklıkta bir mesafedeler.. Düşünerek zaten yaptığımız şeyin sayısı o kadar az ki beyinleri artık o yaşam stilinde bile düşünmeyi unutmuş. Tamamen soyutluk gitmiş yerinde salt bir somutluk.. Etraf duygusuz ve anlayışsız insan dolu.. Bunları belki bir geç kalmış tecrübe olarak alınabilir. Mesela bu cümlede istanbulda edindğim saçma bir özellik; İstanbulda gerçekten çok ağır bir toplum baskısı var.. O kadar turistin birbirinden değişik insanın içinde böyle birşeyin olması gerçekten çok ilginç.. Toplum sürekli bir trend oluşturuyor ve bazı kesimler onu takip etmek zorunda hissi veriliyor. Belkide ticari kafalar ama bunun üzerine düşünmek istemedim..

Sonra istanbulda gözle görülür şeritler var.. Maddi durum şeritleri.. Tuhaf insanların sadece ama sadece buna saygıları var.. Herkes mali olarak haddini biliyor asla bir altına tahammül bir üstüne haddini aşmıyor.. Civarında dolanıyor izliyor ama asla o cureti göstermiyor. 

Bu durum en çok beynimden vuran noktaydı.. Öylesine bariz ki bu kadar gitmem ve bu gidişimde fark etmeme şaşırdım. Belkide boş kafayla gitmemden oldu bilemiyorum. Ama bu gerçekten böyle.. 

Havanın soğuk olduğu bir günde bile boğazına kadar dolu otobüse binmeye çalışan insanlar.. Saatlerce trafikte vakit kaybeden insanlar.. Halbuki o kadar çok alternatif varki.. Tıkılmışlar bir kutuya hem o şehiri boğuyor hemde kendileri boğuluyorlar..

Sahil boyu yürüyorum. Balıkçılar, önüme gelen para dilenen çocukların haddi arkası bitmiyor.. Düşüncelere boğulmuş kafam gözlerim dolmuş bakiyorum. O kadar güzel rol yapiyorlar ki belki beni ağlatabilecek derecede zor durumdalar.. Ama zor durum taklidi yapmaktan ondan da uzaklaşmış otomatiğe bağlamışlar.. Yardım etme isteği duyuyorum. Ellerinden tutmak ne biliyim kendilerini özel hissedecek bir yere götürmek giydirmek yemek yedirmek istiyorum. Sonra aklıma olabileceklerin ufak bir senaryosu geldi. Kendi evimin altında fülüt çalmaktan beter eden cocuklardan birini biraz kenara gitmesini söylediğimde(ki bu izmirde oluyor) hemen karanlıktan cıkıp gelen sahipleri olacakları merak ediyorsam dokunmamı söylüyorlardı. Adeta godfatherdan bir kare gibi red edemeyeceğim bir teklifle geliyorlardı.. Bu gruplarında eminim sahipleri vardı.. Ceplerine para vermek onları oraya ebediyen kilitlemek olacak ama yapmak istediğim ödüllendirmek istediğini vermek değil alıp giydirmek sıcaklığı fark ettirmek bilmiyorum bir çorba bak bende senin gibiyim kendini böyle hissetme demek bilemiyorum. Hiç birşey yapamadan uzaklaşmak bu konuda canımı cok sıktı. Belkide istanbulda en cok üzüldüğüm şey bu oldu. Bu konun üzerine izmir üzerinden gitmek istiyorum. Bu cocukları ben görüyorsam koruma dernekleri vslerde görmeli. Anne babasına ceza verilmeli ki kanunu cıktı..

Böyle tumblr.. Her yerde herşeyi konuşmamayıda iyi öğrendim. İstanbulda fikir paylaşmak kesinlikle yanlış. Aynı insanı alıp bir deniz kenarından oturup sohbet etmekle istanbulun ilginç zehirli havasında sohbet etmek aynı olmuyor. Bilemiyorum. Belkide bir çok kız arkadaşımı istanbula emanet edip ağzına sıcıldığını gördüğümden de olabilir. 

Son olarakta bu sefer gittiğimde organize işlerin bir karesinin çekildi köprüden geçtim. Orada hep birşeyler olurmuş birileri birşey çeker birşey yaparmış.. 

Hani bu kadar yazdıktan sonra tam o geçtiğim karedeki konuşma parladı. Youtube aratıp buldum. Şuradan ilk 4:15 snlik konuşma.. Özellikle 1:30-4:15 arası nasılda ilginç.. Birebir aynısını dinledim. Bulunduğun ortama uyum sağlıyıcaksın zorlanırsın deniliyordu. Bana uymuyor ya uyum sağlamıyordum. İstanbulda herkes bi kafalarda onlarin için benim kafam ilginç birşey kullanarak ulaşılabilecek sanıyorlar.. Belki bu kareler beni ezik veya güçsüz gibi göstersede haddimi biliyor olmam bana yetiyor. Ama bu karelerin aynısını önüme gelen bana söyledi bende aynen böyle dinledim.. Sadece bir defa değil her defasında..  

Belkide yılmaz erdoğan mizacını kullanıp güzel özetlemişti istanbulu ben bu filmi izlediğimi yaşayana kadar bu kadar derinlemesine anlayamıyordum. Şimdi ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Bir izmirli olarak belkide ben çok temizim herkesden çok kirleniyorum.. izmir ile temizlik arasında da bir bağ kurulmasın. istanbuldan uzağım ya demek istiyorum aslında.. 

Garip bir istek olabilir ama bu şehir iş hayatımın yaşadığı yer olmasına rağmen ben başka şehirler başka ülkeleri istiyorum. Bilmiyorum belki oralarda bu şikayet ve aradıklarımın daha kötüsü var ama burayı gidip gördüm orayadı gidip görmeden bu kararı vermek istemiyorum. Bu yüzden başka şehir başka ülkeleri istiyorum tumblr. Bundan sonra bunun hayalini kuruyorum. kocamanda öpüyorum.

O bu değilde esas 14 şubatta unutmamam gereken sevgililer günü değilde daha önemli şey ders seçmelerim :) Neyse ben şimdi yatıyım. Yarın sabah 11 de kalkıp ders seçicem. Yarın büyük gün.. hahahaha

İyi geceler yada iyi sabahlar..