Osman (24/11/2009)
Cümlelere nereden girsem bilmiyorum. Hiç tanımadığım, ama iyi bildiğim birisini kaybettim/kaybettik.
Alsancakta bir çok şarapçı görebilirsiniz. Bunların bir çoğu bir lira için gelip kendini küçük düşüren türlenderdir.
Alsancağı bilenler; kimi zaman halk bankasının önüne oturan, kimi zaman elinde mızıkası sokak lambasının altında mızıka çalan, kimi zaman ‘yieeeyyyttt!’ naraları atan, kimi zaman ‘başladııııııı!’ diyen dışardan ayyaş içerden ne olduğu belirsiz ama özünde iyi olduğu kesin birisi olan Osmanı kesinlikle görmüşlerdir..
Osman söylenene göre zamanında zenginlik içerisindeyken sevdiğini alamayıp kendini içkiye ve sokaklara vuran birisidir. Var olan parasını sağa sola verip sokaklarda yatıp, sokaklarda kalkmaya neşesini, hüzününü sokaklarda yaşamaya başlar..
Buraya kadar okuduklarınızı herkesden duyabileceğiniz noktalarıdır. Ama evimin 5 metre dibinde duran birisi benim için bu kadar yüzeysel değildi.
Osman ne zaman Kıbrıs Şehitlerinde bir eğlence olsa.. Herkesin önüne çıkıp komik oyunun oynardı. Güler yüzüyle gülücükler dağıtırdı..
Kimi zaman gündüz vakti elinde bir pet şişe içerisinde kimi zaman suyla karıştırılmış kolanya içerken, kimi zaman şanslı gününe denk gelip etraftakiler rakı alıp verdiyse deymeyin onun keyfine..
Son zamanlarda bir yarim olsun amca gelmişti gitari ile.. ilk başlarda ikiside yadırgamışlardı birbirlerini.. Zaman içerisinde anladılar ki biri şarkılarla, biri şarkılarda yaşıyorlardı..
Osman çok efkarlandığında çok içten türküler söylerdi..
Efkar ağır basar üstüne bir tanede naraaa basardı..
Ama bu kadar şeyi yaptıktan sonra neşeli şen şakrak zoraki gibi gözüken ama ona göre gerçekten içten kahkahasını basardı.
Osman zayıf kara kuru biriydi..
Yürürken görmeniz neredeyse imkansızdır.. Ayaklarında çıkan yaralardan olsa gerek adım atamaz haldeydi bilekleri.. Ama mutluydu..
Soğuk ayazlarda eski yapı kredinin önünde yatardı.. Çöplerden bulduğu onlarca yorgana sarılıp..
Osman efkarlıydı, hemde öyle efkarlıydı ki bazı geceler ağlayışını evden duyardım. İnsanın içi parçalanırdı.. Hayatını kaybetmiş bir insanın göz yaşları olduğunu bu kadar hissedemezdiniz.. Bazen eve girerken ağlarken denk gelirdim. Öyle içten öyle hüzünlü ağlardıki önce ona bakarsınız, sonra baka kaldığınızı fark edersiniz. Sonra içinizi bir burukluk sarar.. Yolunuza devam ederken gözleriniz aklınız orda kalmıştır.
Osman’ı ben, kardeşim ve mali çok severdik. Olmayan paramızla, tutturacağımızı hayal ettiğimiz büyük ikramiyelerde osmanıda düşünürdük. Onuda alıp içelim derdik. Felekten geceler yapalım derdik..
Ben özellikle osmanın yalnızlığını herkesden daha farklı hissettiğimi düşünüyordum. Bir gün nasıl olacaktı bilmiyorum ama sarılıcak herşey yoluna giricek diyicektim ona..
Ama malesef bu olmadı..
Bazı günler osmanı görürdüm. Kaza geçirmiş gibi gelirdi. Kimi zaman gözü mor kimi zaman bir yeri incinmiş.. Muhtemelen alkolliyken birilerine basit hedef gelip saldırıya uğradığını düşünürdüm..
Bilirdim kimseye zarar veremeceğini, bazen korkunç baksada korkmazdım.
Göztepeli taraflar geçerken Göz göz çeker, altaylı taraflar gelince büyük altay diye bağırır. Karşıyakalıları sevmezdi.. Göztepeki ve altaylı taraftlar severdi Osmanı.. Her kıbrıs şehitlerini sahiplendiklerinde osman ayağa kalkar.. Ya göz göz, ya büyük altay çektirir.
Daha çok gülen, genellikle kahkaha atan, son zamanlarda oturmaktan sıkılıp önüne bir karton açıp mızıka çalmaya başlamıştı..
Civardaki insanlarda severdi osmanı.. Ekmek almaya giderken görürdüm. Osmana yanaşır duraksamadan nasılsın osman iyimisin. Aman dikkat et kendine derlerdi. Osmanda gülmekle gülememek arası kafasını hafifce öne eğerdi..
Şeker bayramında sabah bayram namazıyla uyanmış bom boş kıbrıs şehitlerinde yarı topal ilerlemişti bir keresinde.. Etraftaki esfana seslenip bayramını kutlamıştı..
Ufak basit bir noktaydı ama gerçekten samimiliğini balkondan izlemiştim. Gülen yüzünü içtenliğini..
Osman severdi esfanı.. Esnafta osmanı.. Durur durur.. Yanlış hatırlamıyorsam Salih abi diye bir iki seslenir. Artık bakana kadar söyleyeceğini sanan salih abi baktığında ise hayırlı işler derdi yarı kahkahalarla.. Bakardı esnaf osmana aç kaldığında.. Severlerdi osmanı her ne kadar pis ve alkolik olsa bile..
Kahkahalar diyince akıllara böyle gür gürbüz biri değil cılız zayıf birisinin sesi gelsin. Zayıf cızıl, sessiz sakin biri..
O pasaklı pis haline özenirdim bazen, neyine özenilir değilmi ? Zengin kesimin gittiği yere gene çöpten bulduğu takım elbisesiyle giderdi.. Her ne durum ki ertesi gece hiç uyumamış olsa gerek bulduğu yerde uyuya kalırdı.. Yerde takım elbiselerle lüks bir sokakta kimse yatmasına izin vermezdi. Ama osman yatardı. Osmana bakıp, hayat sana güzel be osman derdim. Özgürsün..
Ama ne zaman geceleri ağlayan sesini duysam. Bu seninkisi nasıl özgürlük be osman bilemedim derdim..
Şimdi ise yüzümde hafif bir tebessüm. Yazarken birazcık duygulandığım gözlerim dolmuş bir şekilde bişeyler yazmaya çalışıyorum.
Kimseye zararın yoktu.. Tek sorunun içkisiz yaşayamayıp kirli olmandı..
Şimdi osmanın yeri bomboş.. Hep belirli saatlerde duyduğumuz osmanın sesi hiç yok..
Tadilatta olan bir binanın üstüne seni hiç unutmayacağız diye yazı asmışlar.. Duygulandım..
Ne tuhaf hiç tanımadığım, hiç konuşmadığım, hiç bilmediğim bir evsiz barksız şarapçıyı önemsiyor ve üzülüyorum.
Biz farkında olmadan nasılda hayatımızda bir yer edinmişsin galiba en büyük eksikliğide burdan hissediyorum. Üzülüyorum..
Biz hakkımızı helal ettik. Umarım hayat boyu gülen yüzün bütün günahlarından affedilmen için yeterli olur.
Allah rahmet eğlesin..
|