2
Hoşgeldin depresyon

Selam Tubmlr,

Nereden geldiğini bilemediğim depresyon ansızın habersiz birden omuzlarımın üstüne çöktü. Sebebi nedir bilmiyorum. Hedefelerin azaldığı, yerlerine yenilerini koysanda eskisinin hazzını yakalayamamaktan mı yoksa ülkenin üzerine gelen karabulutlara üzülüp umutsuzluğa mı boğuldum bilmiyorum.

Açtım Barış Mançoyu dinliyorum. Adam şarkıları yazıp gitmiş orda duruyorlar baş yapıt her biri. Çocukluğumun anılarıyla dolanmış saklamışım arka kapılarında aklımın. Şimdi bakıyorumda adam baş yapıtı yazmış adeta kitap gibi. Önceden ne yaşandıysa yazmış ne kadarda çok benzer bu günlere.. Para uğruna ülke satanlara, oy uğruna ülke satanlara.. Hepimizin sonunda ölüm var be allahtan korkmazlara…

Şu olaylar gerçekten piskolojimi çok bozdu. Keyfim o kadar bozuk ki çıtır çıtır insanları öldürdüler. Ailelerini düşünemiyor.. Adını da şehit koydular.. Diner mi o acı.. Silinir mi o kömür karası..

Bu ne büyük üzüntüdür Allahım. Sen sabır ver hepimize..


 
 
 
 
 
 
3
Long time no see

Merhaba Tumblr,

Ben bu satirlari yazarken gözlerinin pırıl pırıl parladığını görüyorum. Beni tekrar görmenin heyecanı içerisinde bir ileri bir geri koşturmak istiyorsun. Yazıyor.. Gene yazıyor.. Aklından geçenleri durmaksın parmaklarına akıtıyor. Düşünmüyor.. Sadece yazıyor.. Diye fısıldadığını biliyorum. Bir minik çocuğun süpriz verilmek üzere çağırıldığında masanın kenarından masanın üstüne heyecanla bakıp bir yandan da birazda sevdiği birşeylerin olacağını görmenin heyecanıyla bekliyorsun.

Özlediğini biliyorum. Bende özledim. Uzun süredi yazmıyor yazamıyordum. O kadar çok şey oldu ki tumblr en son ne zaman yazdığımı bile hatırlamıyorum.

Bu gün duş almadan önce seni hatırladım. Oturdum bir girip okuyayım dedim. Ama malesef tek kelime bile okuyamadım. Adeta her yer resim, grafik, gif ile dolu. Eskisi gibi derdini yazan, başkarının dertlerini yada o anlardaki hislerini okumaktan aldığım keyif yerine sadece bir hüzün kaldı. Sayfayı aşağıya kaydırdım kaydırdım kaydırdım… Tek kelime yok..

Sessizlik bastı.. Sonra başladım düşünmeye.. Bütün duş boyunca bunu düşündüm. Şu sonuca vardım duştan çıktıktan sonra; uzun süre oldu. Artık insanlar büyüdü. Dertleride büyüdü bazısı yazılamayacak kadar büyük derler oldu bazısı ise o dertlerden fırsat bulamayıp oturup yazamaz oldular. Kısacası büyüdüler.. Tabikide teknolojiyide düşünüyorum. Teknolojiden dolayıda zaman çok hızlı akıyor artık pek vakit yok böyle işlere.. Ama böyle işler önemli tumblr.. Gerçekten okumak kadar yazmakta çok önemli ben her zaman şuna inanırım; Okuyacak birşeyler bulamıyorsan yazacak birşeylerin kesin vardır

Artık yazmıyoruz. Belki bir yerlerde birileri yazıyor. Ama yaşıtlarım veya civarı olmadığı için ilgimi çekmiyor yada bunun için gereken eforu gösteremiyorum. Neyse ne..

Yapacak birşey bulamayınca oturdum kendi postlarımı okudum. Okuduklarıma inanamadım. Adeta unutmuşum yazdıklarımı.. Kendi yazdıklarıma hayran olup, kendimi beğenmekten alamadım.

Sonra dedim ki acaba bende büyüdüm küçüklüğümümü unuttum.. Kısacası geçmişimi mi unuttum? Biraz burktu içimi.. Ama insan kendi yazdıklarını okuduklarını okuması ve bundan keyif alması mümkünmüş bunu anladım. Bu yüzden yazacak birşeyiniz yoksa okumayı, okuyacak birşeyiniz yoksa yazmayı denemekte fayda var.

Ya böyle tumblr.. Kim bilir kaç kişi bu postu fotoğraf olmadığı için es geçicek. Yada kim kaldı ki sen bunun edişesini yaşıyorsun diyeceksin. Sende haklısın. Olanlar artık girmez girenlerde fotoğraf ve müzik paylaşmaktan başka birşey yapmıyorlar..

Aslında bahsedilecek o kadar çok konu var ve yazmak istiyorum ki tarifi yok..

Teşekkür ederim. Binlerce onlarca.. Herşey için.. Daha sabır ver sıhat ver en azından olana uzun süre sahip çıkmama yardımcı ol.. Şuan içimdeki hisleri anlatamıyorum. Minnet onlarca binler milyarlar ile ifade edilemeyecek kadar minnet.. Amin

Buraları çok özledim keşke böyle yazan başka insanlarıda bulabilsem ve daha fazla yazsam buralara..

Geçmişe özlem duyuyorum galiba.. Kendimi hala alamıyorum. Bir gece çok fazla içtikten sonra kendimi taşıyamaz iken, eserin alsancaktaki evine kendimizi attığımızı ve orada uyuduğum o anları unutamıyorum tumblr.. Başkaydı be.. Çok özeldi.. Çok güzeldi.. Belkide ondan geliyorlar aklıma.. Ne günlerdi keyfinden köşe olduğumuz Ayarlarrrrr diye söylendiğimiz ekşi sözlüğe giydirdiğimiz 80630’un köpeği olduğumuz şarkıların albüm albüm değil tekil olarak aktığı Cruel Intention soundtracklerini -ki ben dinlerken onların o olduğunu bilmiyordum- su gibi dinlediğimiz sabah kahvaltısında simit’i kekikli zeytin yağına balkon keyfiyle bandığımız, ince belli bardaktan çay içtiğimiz konserlere gittiğimiz dönemler.. Kısacası hayatın başladığı yer tumblr.. Sardunya nın bahçesine studio sonrası muhabbetlerimizi, sevdiğimiz şarkılar bir anda çalınca birbirimize bakıp çılgınlar gibi sevindiğimiz dönemleri.. Nedeni bilimeyen bir özlem içerisine yuvarlandım tumblr.. Boğulmak değil sadece duygusunu yaşamak diyelim. Farkındalığın azalıdığını belirtisi bu.. İçindeki ateşin söndüğünün.. Tekrar hareketlendirme işe yarayıp yaramayacağını bilmemenin endişesiyle bir ileri bir geri gitmenin sıkıntısı bu.. Cümle sonlarındaki noktalara hakim olamıyor şarkının ritmine uyum sağlıyorum yazarken.. Sol kulağım çılgınlar gibi çınlıyor.. Şarkı arkada just another refugee.. diyor..

Alsancakta çok fazla içip eve gitmek için otobüse bindiğimde son ses dinlediğim ve kafa seviyesini binle çarptığını hissettiğim bir şarkı olduğunu anımsadım. Başka bir duygusal an.. Üzücü olan şuan onu yapıyor olsam o hissin orada olmadığını bilmek.. Nereye gittiler bilmiyorum birden hepsi kayboldu.. Saklambaç başladı bütün güzel şeyler saklanmaya başladılar bile ve ben farkına mı varmadım bilmiyorum. Ama gerçekten aniden saklandılar.. Sonra hayat gemisi hızlandı. Kürek çekmeyen geride kalır dediler başkalarının sözleriyle kürek çekmeye başladık..

Bir o yöne bir bu yöne savruldum tumblr.. Biliyorum uzun süredir yazmazsan olacağı budur diyorsun. Sende haklısın..

Bu kadar şeyi sayabiliyor olmakta birşey be tumblr.. Demekki yaşamışızda özlem duyuyoruz.

Teşekkürler.. Gerçekten.. PS: Sanırım bu yazıyı anlamak neredeyse imkansız.. Tamamını okuduysanız minnettarım.


 
 
 
 
 
 
Çarşamba sonrası çorbası

Ardı arkası bitmeyen olaylar zincirinden sonra sonuçlar ilginç, pazartesi anlamını yitirdi. Salı es geçti. Çarşamba adeta terslenildi.. Geriye belkide değersiz daha çok sıkıntılı Perşembe ve Cuma kaldı.

MacBooka olanlara pek üzülüyordum. Sanıyordum ki SSD min suçu ama anladım ki onunda suçu değilmiş hayatımda ilk defa içinde onlarca Apple ürününün kullanıma açık olduğu Genius Bar’ı olan mavi tshirtlü Geniusların ortalıkta gezdiği bir gerçek Apple Store a randevu alıp gittim. Sonuç; Apple bu bizim hatamız dedi. Ücretsiz 400 küsür euroluk ana kartı değiştirmeyi kabul etti. Bu çorbanın bi kısmı.

Garajda duran paçalardan bir masa yapabileceğimiz gerçeği ile karşılaşınca, bir masa yaptık. Fena olmadı. Dizlerimi altına rahatça sokmasamda iki büklüm oturmaktan kurtardı. Fakat ironik olan yaptığımız günün ardına MacBook’u Apple’a verince masa öylece kaldı. Daha adam akıllı kullanamadım bile..

Sıkıntılı olan hastalık önceden anlamlandıramazken şimdi biraz daha karakteristik hareketlerini fark ettim. Su yerine soda içiyorum şu ara..

Bi ara duş almalı ve kıyafetleride yıkamalı ama o ne zaman bilinmez.

Çok sikerto bir post oldu bu ama yapabilecek birşey yok durum sikerto.. Çarşamba sırasını bekleyene kadar sakindi ama artık umursanmadığının farkında.. Yada bu durum her neyse.. Sadece adam akıllı oldu olmadı denseydi oda yeterdi ama pazartesiden çarşambaya yapılan bu sitres salı için sabırla geçti ama Çarşamba gerçekten çok rahatsız. Sorumlusu cumadan belliydi. Cumartesi ve pazar hep tatildeydiler.. Ve Pazartesi ortalıklarda hiç yoktu. İşte o cumadan herşey farklıydı. Ama Çarşamba artık bir kaç bariz şeyin farkında.. Hafiften olumsuzluklara hazırlar gibi kendini az üzgün, az keyifsiz beni herhan istemiyorlar mı acaba sorusundan rahatsız durmakta. Gitse ne kadar gidecek belki bir Perşembe yada Cuma ama sonrası gene Cumartesi ve Pazar ortalıkta olmayacak tatilde olacaklar..

Çarşamba uzun uzun bazen sinirlerek düşündü. Heyecanla bekledi. Ama ümitleri yavaş yavaş sular altında kaldı. Ümidini kesmeye ramak kala yorganın altına girdi yaz sıcağında kapattı gözlerini uykuya dalmak üzere..

Aklında yakın geleceği Perşembe ve Cuma.. Pes derecesine mevlasını cevabını beklercesine kabullenişle.. Belkide kabullenemeyişle.. Ama elinden geldiğince kabullenerek.. Teşekkür ederek.


Etiketler: MacBook Pro Masa
 
 
 
 
 
 
Zamanın Pası: Pazartesiye kadar çok zaman var.

Nereden başlamalı bilmiyorum. Sanırım hiç başlamamak daha iyi. Akraba evinde yaşamaya çalışmak hiç iyi bir fikir olmadığına hem fikirim. Heryerlerle sınırlandırılmak inanılmaz creativity killer tarifi yok.

Pazartesiye kadar hayatta herşey değişebilir. Örneğin bir işiniz olabilir yada başka bir işiniz yada bir iş imkanınız yada herşeye yeniden başlayabilirsiniz.

Pazartesi haftanın başı denir haftanın başı Pazar dır bana göre hep.

Evet zırvalıyorum Tumblr. Uzun süre girmedim. Bıraktığımda da zırvalıyordum. Şimdi gene zırvalıyorum. Backspace tuşunu kullanmak istemiyorum. Kolay olmuyor. Bu yeni mesaj gönderme alanını sevmedim. Daha büyük olmalıymış. Yazınca büyüyormuş.

Neyse.. Bu ara gene herşeyin üstüme yıkıldığı ciddi derecede hayat tarafından sorguya çekildiğim dönemlerden biriyim sanırım. Ne olduğunun önemi hiç olmadı. Ama aksilikler, tercih etmeler vs derken gene yoğun bir koşturmaca içinde buldum kendimi.. Devamlı koşturuyorum. Bir aşağı bir yukarı.. Birde hastalık eklenince iyice can sıkıntısı..

Geçen ay oturdum Lost’u tekrar baştan izledim. İnanılmazdı. Her duygu her anı aynen tekrar yaşadım. Bilgisayarımın başında oturmuş depresif hallerimde izlediğim anlar geldi aklıma.. Sıkıntılı gibi gelebilir ama değil.. O değilde okunamayacak derece kötü yazıyorum. Pekte umurmda değil ama biraz endişesini yaşıyorum. Eskiden böyle yazdığımda fazla kafa açıyorsun derlerdi ask, submit aracılığıyla.. Neyse ne derken fark ettim ki çok fazla neyse diyorum.

Tumblr! Sıraya koyamıyorum hiç bir şeyi!!! Gerginlik yaratıyor üstüme.. Gerginlikten dolayı hastalandım triplerine giriyorum. Hastalandım mı hastalanmadım mı onuda bilmiyorum.

Bilmiyorum.

MacBook’a yeni SSD almıştım. Tıkır tıkır çalışıyordu. Geçen haftalar bi başladı sisteme panic verdirmeye hala devam.. Çok üzüldüm bu duruma.. Şimdi HDD ye geçtim. SSD gibi hızlı değil.. Can sıkıcı başka bir durum.

Bir masaya ihtiyacım var. Aslında kendi evime ihtiyacım var.. Yeni işimle birlikte.. Kendimin dizayn edebileceğim. İçine girdiğimde kendimi iyi hissedeceğim. Eve gitmekten keyif alacağım. İçerisine yiyecekler, eşyalar ile doldurabileceğim aynı zamanda içinde vakit geçirecek zamana ihtiyacım var. Galiba cümleyi sikerttim. Ama geri dönüp okumak bile istemiyorum.

Aslında sayfalarca yazılabilir buraya.. Ama içimden birşeyler durduruyor. Bana diyor ki zamanı var.. Herşey zamanı gelince ortaya çıkacaktır. Öğrenci hazır olduğunda öğretmen onu bulacaktır.

Aslında bir mesajını mı bekliyorum yoksa verdiğin mesajlarımı anlamıyorum bilemiyorum. Aç gözlülüğün kurbanımıyım? Aç gözlümüyüm dersin? Daha iyisini aramak aç gözlülük mü? Daha fazlasini istemek aç gözlülük mü? Ama nasil başlarsan öyle gitmez mi hep.. O yüzden iyi bir başlangıç yapmak gerekmez mi? Haklısın belki en uzun merdivenler bile ilk basamakla başlar ama yıllardı o ilk basamakta oturuyormuşum gibi hissediyorum. Kendimi daha ilerisi için hazır hissediyorum. Ama en ufak bir tersliktede öz güvenimin tamamını yitiriyorum. Aslında öyle olup olmadığında bilmiyorum. Çözmeye kalktığımda çözüyorum da..

Neyse aslında içimdekileri biliyorsun. Huzur, Düzen, Mutluluk ve Sağlık istiyorum. Daha iyi dinlemeye çalışacağım. Sadece biraz aptallaştım. Aptala anlatır gibi söylemelisin bu aralar..

Herşey için teşekkür ederim. Şükürler olsun. Amin.


 
 
 
 
 
 
En çokta..

Hayatımın endişeyle geçen dönemlerine üzülüyorum.. 


 
 
 
 
 
 
Infinite Loop

Sanırım asırlardır sorulan ve cevaplanamyan sorulardan birisine felsefik bir bakış açısıyla bakarak cevap bulmaya çalışırken aklımı yitiricem..

Soru çok basit..

Neden yaşıyoruz?

Bak sakın öyle deriin kafalarda yazılmış bir şey gibi hissetme sadece basit bir soru.. Öyle bakkala gittin ve birşeyler alıyorsun aklından geçmiyor bile birisinin sana böyle bir soru soracağı.. ve bakkal sana Neden yaşıyoruz? diyor..

Sahiden böyle hazlardan filan sıralıcaksın.. Yani aklına bunlar gelicek. Sebep olarak bana söylemediğin, yazmadığın ama yazacağın, söyleyeceğin şeylerin geneli hazlarla dolu olacak yada ulaşmak isteyipte ulaşamadığın şeylerin listesi..

Şu arlar ne kadar çok ölen insan duyuyoruz, görüyoruz.

Kış geliyor depresyona giriyoruz. Dashboard’um depresyonun geldiğini söylüyor. Depresyon benim için kışın geldiğine dair tek işarettir.

Acaba eskiden de böylemiydi? İnsanlar kışın depresyona girerlermiydi? Yoksa biz yaşıya yaşıya kış aylarını kafamızda böyle mi ilişkilendirdik..

Kafam o kadar boş ki ve o kadar dolu ki..

Ama ne olcak ki hepsi gerçekleşse yada hiç biri gerçekleşmese?

Bi düşünsene.. yada boşver.. bir işe yaramıyor..

Bazen Mevlanaya bakıyorum. Şems’e kulak veriyorum. Düşüncelere dalıyorum. Sonra aklıma Trainspotting geliyor.. 

Galiba daha öncede başka bir yazının başlığında böyle attım..

Artık buralara yazmayı hiç mi hiç istemiyorum.. 


 
 
 
 
 
 
Nerde bu adam?!?

Burada ama bişeyler yazmıyor. 


 
 
 
 
 
 
2

Hani bir süredir yazmıyordum ya aslında yazılacak birşeyler varmış bu gece fark ettim. Bu gece birileriyle biraz birşeyleri lafladık. Havadan sudan şeyler. Bence herşey yoluna giricek. İyi mesajlarını alıcam..

Ama konumuz bu değil.. Bu şarkı var ya.. Bu şarkı..

Çok ilginç şeyler oldu hayatımda tumblr. Biraz bahsediyim. Bir süre birileri var çevremde hep vardı ama bu sefer bir adım daha yakınlaştı. Müzik zevklerimiz baya üst düzey olan bir insan bu.. Güzel filan değil.. Seksi mi konusu tartışılır. Ama kafamızın uyduğu kesin.. Ama bir türlü iki tarafta adım atamıyor uzaktan uzaktan birbirimizin ilişkilerini izliyoruz. Dert filan yanıyoruz kimi zaman birbirimize..

Rock’n’coke 2011’e gitmek fikri hiç aklımda yoktu.. Onunla Beach House’u düşünmüşdük durduk. Gidemiyiceğmizi bile bile nasıl olurunu düşünürek kafamızı güzelleştiriyorduk. Hayat bu ya ben ondan daha çok istemiş olsam gerek inanılmaz bir şekilde bana bir bilet geldi. Sanki mesajım erken alınmıştır.. Ama içimde bir burukluk vardı o yanımda gelmiyicekti. Gelemiyeceğini biliyorduk ikimizde.. Onun sevgilisi olmasını geçtim hayatının akışı gelebilmesini imkansızlaştırıyordu..

Rock’n’coke da bir sürü ünlü çıktı. Ama hiç birinde öncesinde yerimi almamıştım. Beach House çıkmasına yakın bir süre önce ona yakın bir yerlere oturdum arkadaşlarımla.. Öyle birşey olmasada sahnenin önüne gidicektim. Hoş bir kaç kere gidip kontrol etmiştim çıkmalarına ne kadar var diye.. Konser başladı tabikide içimdeki heyecan inanılmazdı. Bir çocuk gibi tavanlara fırladı..

Karşımda Beach House.. Torrentlerde dolanan Indie Playlistlerinden bulmuştum kendilerini kimsecikler bilmezdi. Bilen bilirdi. Konserde azıcık insandı zaten sıkış tıkış yok rahat rahat adeta bana caldılar.. Bu kadar güzel olamazlardı düşündüğümden çok çok çok çok çok iyi hayal ettiğimiden çok çok çok çok çok daha güzellerdiler.. 

Tüylerim diken diken oluyordu her bir parçalarında.. Ama bir tanesi varki oda şuan hala tıklamadıysan tıklayacağın, tıkladığınız şarkı..

Bundan sonrada Used To Be çaldı.. Videoya kayıt etmek istedim walk in the parki ama şarjımın bittiğini fark ettim. Arkadaşımdan hemen bir video aracı buldum. Onunla başladım kayıt etmeye.. Used To Be’de kendimden geçtim ne kayıt ettim bilimyorum ama kayıt ettim. Kayıtlar elime geçerse onuda paylaşırım..

Aslında çok ilginç sürpizlerle dolu bir rock’n’coke geçirdim. Eve geldiğimde arkadaşlarımın travisle çekildiği fotoğraflarını filan görüp tebessüm ettim. Travis pek sevmem benim uykumu getirir ama o gece Travis bile bi harikaydı.. herşey olabileceğinin en üst düzeyindeydi bir tek o yoktu.. Onun yerinede dinledim.

Yaa tumblr böyle şeylerde oluyor hayatta.. Belki bir ara kafamı toplarsam rock’n’coke maceramıda anlatırım(aslında galiba anlatmayacağım için böyle bir cümle kurdurdu beynim yada galiba en önemli kısımlarını anlattım bile neyse işte böyle)

Biterken; Travis - My Eyes
İyi geceler.. yada sabahlar.. bardağın hangi tarafına bakıyorsanız. 


 
 
 
 
 
 
Noluyor anlayamıyorum

Eskiden buralara herşeyi yazarken şimdi başladıklarımı bitirmiyor bitirdiklerimi göndermeden olduğu yerde bırakıyorum.

Aslında bir çok işe aynısını yapiyorum. Inceden bir yaşam tarzı mı edindim diye düşünceliyim. 

Ama bir şekilde yazmaya eskisi gibi geri dönemli bak tam şu dakika şunu düşündüm. Kim okuyucak ki? yahu daha önceden kimin okuyacağının endişesimi vardı. Kimseye yazıyordun gene öyle yazcaksın işte.. Ama bu sefer şunu biliyorum. Artık tumblr çevresinde küçük bir yaş kitlesi var yazdıklarım filan bilmiyorum.. Neyse tam silicekken yazdıklarım silmeden devam ettim. Çünki acaba şimdi okuyunca üzülüp darılıarmı filan diye düşündüm. Aslında orada vurgulamak istediğim onlar değil daha çok yaşıtlarımın olmayışıydı. 

Neyse bu böyle olsun gitsin. 

Ama annem galiba haklı birşeyler yaptı benden birşeyler bekledi ben hala onu yapmadım. Aslında hayatımda bir amaca ihtiyacım var gibi.. 

Amaçsız hayat gerçekten çok sıkıcı hazı bu öğlen sıcağında bir çok insan gibi iş yerine evimde soğuk kolamı yudumluyorken bu cümleleri yazıyorken bu anın değerini iyi bilmeliyim sanırım. Kendime bir site yapamadım bir türlü tumblr. 

10 yıldan fazla bu işi yapıyorum bir site kendime yapadım. Terzi kendi söküğünü hakikaten dikemiyormuş ama bunu dikerek başarabileceğimede eminim. Dur bakalım. diyorum ve o orda ebediyen devamı gelmiyor..

Dur bakalım yok kabaca başlamak lazım. Ama bu seferde nereden başlıyıcaksın nasıl gidicek. 

Bu arada galiba bana bir fotoğraf makinası gerek ya.. Hmm neyse du bakalım diyorum bak gene off buna asla bir çözüm bulamıyıcam galiba.. Herşeye neyse dur bakalım diyen bir beynim olduğunu fark ettim. Hep durduruyor.. Durmamak hareket etmek gerek..

Neyse.. Umarım kısa sürede düzelirim. Biraz daha çok yazar birşeyler paylaşırım. 
Mükemmeliyetçi ruhaniyet bunu maffediyorda olabilir.

Hmm biraz daha sesli düşüniyim bakalım neler çıkıcak. Yada bunu post ediyim. Şuan kafam bom boş kaldı.. Şuan nerden başlayacağımı düşünmeye başladım. Başlayıncada sıkılıcam hissi geldi ama öyle olmaması gerek..

Bana ilahi bir destek lazım.

Görüşürüz. 


 
 
 
 
 
 
1
Merhaba tumblr; bir istanbul günlüğü

Bu hayatta jestleri yapan, yapabilen bunu seven insanlar var tumblr. Bu bence çok önemli birşey.. Minik bir çocuk edasında kocaman ufak insanlar.. Düşüncesi bile tuhaf..

Şuan bir havaş otobüsünde sabiha gökçene doğru yol alıyorum. Seyahat moda geçtim anlıyıcağın, yada anlamasanda sorun yok.

One love feste gittim evet ama daha önemli detaylardan biri ise eski sevgiliyi gördüm. Hala minikti kocaman bir kadın beklerken.. Tatlılığı herşeyi yerindeydi. Daha tuhafı böyle şıp sevdi olamadım. Olmadım. O benim ilk aşık olduğum kadın, sarılırken titrediğimiz, adımı ondan duymayı en çok sevdiğim.. Tebessümle karşıladılık birbirimizi.. Bu görüşemediğimiz uzun süreçte kimbilir neler yaşadı oda benim gibi.. Belkide yaşamadı.. Sormadım doyasıya yaşadım anı vıcık şıpsevdi aşktan çok samimi konuşmayı.. Belki sonra hiç özlemediğime üzülürüm ama şimdi öyle birşeyleri hiç hissetmedim.

Bunları yazarken arkadan iPod shuffleda bana anlamlı şarkılar çalıyor, geçmekte olduğumuz geçit vari yein parmaklıklarından sızan sunset üzerime çubuk çubuk akıyor.. Sakin’in dağıldığına üzülüyorum.(yaa yağmur yaaa, yağaaa aa-aaaa)
Hayat tuhaf tumblr..

Dün suede, cake, editors’u canlı kanlı dinledim. Herşey her zamanki sıradanlığında ilerlerken eve dönerken az yağmur yağdı.. Herkes bir yengeç gibi yuvasına kaçarken bende bir esnaf lokantasına gecip en kalorilisinden bir yemek ziyafeti çektikten hemen sonra kendimi nemli beyoğlu ara sokaklarında son ses müzikninleyerek ve söyleyerek geçerken buldum.. Konserde aldığım onlarca içki gecenin bir saati yemeğin üstüne beynimin kapısı çalıp inanılmaz bir keyif verdi.. Demiştim değil mi tumblr hayat bazen tuhaf.. Hemde çok tuhaf..

Neyse şimdi burada save for later diyorum. Sabiha gökçende post ederim. Görüşmek üzere..